ALACA

KÜLTÜR SANAT

VURMALI UÇAMAYAN TÜM GÜVERCİNLERİ

14/12/2009 · Kategori: BIRAKINIZ YAZSINLAR

Cehennem gibi sıcak bir öğle sonrası. Enkazların ortasında dolaşıp duruyordu beyaz bir güvercin.

-Neden uçmuyor acaba?
-Kanadı kırıktır herhalde.
-Belki de uçmayı bilmiyordur.
-Uçmayı bilmeyen güvercin mi olur?
-Vuralım o zaman… Madem uçamıyor.
-Uçmak istemiyor da olabilir. Çok uçtuğu için artık yorulmuştur. Dinlenmek istiyordur biraz.
-Çok boktan bir yer seçmiş dinlenmek için.
-Bence vuralım biz bunu.
-Eğer kanatlarım olsaydı bir dakika durmaz uçar giderdim buradan.
-….
-Sizce biter mi bu savaş?
-Hiç sanmam.
-Burada bitse bile başka bir yerde patlak verir, bambaşka bir savaş.
-Ben savaşmadıktan sonra sorun yok. Diledikleri gibi savaşabilirler.
-Hiç boşuna uğraşmayın. Her birimiz ölünceye dek bitmeyecek bu savaş.
-….
-Oğlumun bir savaşta ölmesini istemezdim.
-Ben de bir savaşta ölmek istemem.
-Neden savaşıyorsun öyleyse?
-Kimse bana savaşalım mı diye sormadı ki. Sana soran oldu mu?
-Olmadı.
-Apar topar buraya getirdiler beni, daha ne olduğunu bile anlamadan.
-Ben bu kuşu vurayım mı?
-….
-Sigarası olan var mı?
-Bende yok.
-Bende de yok.
-Kimsede yok.
-Yarın ekmek ve suyumuz da olmayacak.
-Şöyle tıkabasa karnımı doyurmayı özledim be!
-Biraz patates kızartması, yanında da biraz bira olsaydı keşke.
-Bira değil de, bir kadeh beyaz şarap içmek isterdim ben.
-Ben beyaz sevmem. Kırmızı olmalı şarap dediğin.
-O kadar çok kan gördüm ki, değil kırmızı şarap, vişne suyu bile içemem artık.
-Ne olacak peki bu böyle?
-Bilmem. Elma suyu filan içerim herhalde.
-Onu demiyorum. Ne zaman duracak bu akan kanlar.
-İki taraf bir uzlaşmaya varınca durur elbet.
-Peki biz ne yapacağız o vakte kadar?
-….
-Bekleyeceğiz.
-Neyi?...
-….

O sırada tüyleri altın sarısı bir kedi sinsice yaklaşır, hissettirmeden kendini, birdenbire atlayıverir, beyaz güvercinin üstüne. Kedi güvercini mideye indirirken dört asker sessizce izlerler onu.

-Ben dedim. Vuracaktık biz bu güvercini.

Burak Aksak

 





Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

SKALA

2/12/2009 · Kategori: MERHABA



En büyük eziyet aydın adama, aydınlık aranıp durmaktır, kendi ışığıyla. Her açıdan...Kafalarda en çok, göz merceğini harekete geçiren ışık hüzmesinde, kısmeti kaldırım olan ağaca vurdu mu sokak lambası meyvesini...Bir kadının dalgalanan saçında aydınlık...Onun dünyasında özgür kahkahalar seslenme sıfatıdır ve gülmek dediğin fer fecir, camdan sızan saba...


Perdeleri açın, açın perdeleri, açın...


Koştum, sabahın çok erken saatiydi, yüzüme çarpıyordun. Soğuktun, meşrebin böyle. Durdum, suya çarptın, sonra soluğa...tekrar...açılın sokaklar denize ineceğim! Çarpışan damlalardan doğar aydınlık. Fena ıslak, rengi kristal, doğal büyü, skala...


Büyük bir şehre inmektir aydınlık, yağmurlu bir havada, sabaha karşı. Bakınca göğü görebilmeliyim. Elbette farketmez kadın erkek, yüzünü seçebilmeliyim. Ne alttan ne üstten direkt karşıdan, eşit mesafede yürümeliyim. Yürüdükçe yollarda sihirli bir tadilat ki, fütursuzca vursun ışık, her zemin güzel ve sakınmadan yansısın. Çünkü her insan hassas bir duyarkat olmalıdır, işte o zaman kaçınılmaz son, buluşmaktır.


Çatlayan toprağın sesine kulak ver, saba'da irice is. Hangi gümraha yazıyorsun şiirini! tasasız dalgalanan tek şey deniz. Sıfatsız seslerle anlaşıyoruz. Sendeliyoruz evet bir adım ileri, iki adım geri...


Perdeleri açın, açın perdeleri...

 

Edibe  ALSANCAK

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

İTİNA ile GELECEĞİNİZ TASARLANIR

13/11/2009 · Kategori: KEYFEKEDER


Kaderci misiniz yoksa kaderine yön verenlerden misiniz? Peki, biri size gelse ve ''aslında geleceğini planlayabilirsin'' dese ne düşünürsünüz?

 

Şüphesiz birçoğunuzun ailesinden birileri yaşadığınız olaylar karşında “olumlu düşün olumlu olsun. Hayata pozitif bak” vs. demiştir.  Aslına bakarsanız zaman zaman kulak arkası ettiğimiz bu nasihatler, fütürist düşünce tarzının habercisiymiş. Uzun lafın kısası,  her ailede (belki anneniz, belki büyükanneniz vs)  bir fütürist var nasıl mı?

 

Basit nasihatler, nasıl oldu da bir yaklaşıma dönüştü? Aslına bakarsanız,  bu düşüncenin temeli, Dünya’da ve tabi ki Türkiye’de rekor satışlara ulaşan Secret (sır) adlı kitaba dayanıyor diyebiliriz. Anti parantez bilmeyenlere kitaptan kısaca bahsetmekte fayda var;  kitapta bir çekim alanından bahsediliyor, kısaca “olumlu düşünür, sinerji yaratırsan amacına ulaşırsın” mesajı veriliyor. Şimdilerde ise olumlu düşünme, olayları yönlendirme farklı bir şekil aldı ve karşımıza, “gelecek tasarımı” olarak çıktı. Yani “Secret” şekil değiştirdi ya da terfi etti (!)

 

Aslında Türkiye’de yeni yeni gelişmeye başlasa da Dünya’da alıp başını giden bir düşünce biçimi; Fütürizm... İngilizce ‘future’ kelimesinden gelen fütürizm, olumlu gelecek tasarımı yani gelecek planlaması anlamına geliyor. Fütürizmin, gelecek öngörülerinde üç temel unsur yer alıyor. Bunlar, uz görü, senaryo yaratma ve strateji üretme.  Burada biraz da uz görüden bahsetmek gerek… İçerisinde 'uzak görüş', 'uzman görüş' ve 'uzlaşmacı görüş' anlamlarını da barındıran 'uzgörü', öngörünün de ötesinde bambaşka bir kavram. Yani fütürizme merak saldıysan, fütürist yaklaşımı benimsediysen uz görü şart…

 

Fütürizmden bahsedip de günümüzün Leonardo Da Vinci'si olarak kabul edilen fütürizmin duayeni Jacque Fresco’yu es geçmek olmaz. Geçtiğimiz yıl Türkiye’de düzenlenen “Fütüristler Zirvesi’ne” katılan 92 yaşındaki Fresco da gelecek tasarımı ile uzgörüsünü konuşturanlardan…  Öyle ki kendisi, toplumların düzenli olarak yaşadığı, paranın olmadığı ancak herkesin refah içinde yaşadığı bir gelecek öngörüyor. İşin aslı şu ki, adam olayı kökten çözmüş durumda. Para yok, haliyle dert, tasa, işsizlik de yok. Ekmek elden su gölden misali bir yaşam… Kim istemez ki… Belki de ütopik ama imkansız değil ki tasarlıyor… Yani “şunu hayal ediyorum vs. “demiyor , cidden kafa yorup, tasarlıyor…

 

Buradan şu sonuca varılabilir, geleceği tasarlamak aslında cidden zor değil, önemli olan tasarlananın akla uygun olması, gerçekleşebilirliği... Ne diyelim, biri gelir ve size geleceğiniz 10 yıllığına planlanır derse şaşırmayın. Benden söylemesi…

 

Nesli ERGÜN

nesli@alaca.biz

 

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

İÇİNDE SAKLI

11/11/2009 · Kategori: YANSIMALAR



Mutluluğu uzaklarda mı aramalı yoksa en zor olabileceği düşünülen yere mi bakmalı? Sadece kendine bakmalı çünkü içinde saklı…


Aslında senin hayata nasıl baktığında saklı desem çok daha doğru bir yaklaşım olur. Bir de farkındalık var tabi; en uzaktaki de en yakındaki de yine sensin yani. Öyle ya herkesin mutluluk anlayışı farklıdır. Mesela benim için; Bazen yağmurun sesindedir, bazen dalgaların köpüğünde bazen de sadece sıcacık bir gülümseyiştedir… Ya da gözlerimi kapattığımda rüzgârın bana hissettirdiklerinde, kimi zamanda yalnız olmadığını hissettirenlerdir sana mutluluğu getiren… Hiç ummadığın bir anda gelir; bir bakmışsın dinlediğin müziğin ritminde, bir de bakmışsın sadece iki kelimede “seni seviyorum” da saklıdır. Paylaşımlardadır ( öyle çoktur ki ): Sen seni mutlu edecek olan gizleri yakalamayı bildiğin sürece mutlusundur.


Mutluluğu bulabilmek için bazen de uzaklara kaçmak isteriz ama oraya giden de yine sensin ve seninle gider içindekiler de... Belki sadece bir arayış için… Ne olduğunu adını bile bilmediklerin için bir arayış...  Bir de gözümüzün önündekileri görebilsek, ne güzel olurdu. Geniş açıdan bakabilsek keşke... En kolay olanı bazen en zor olmaya zorluyoruz.


Bahanelere sığınıp, yapmak istediklerinizi de ertelemeyin. Uzaklara da gidin ama keşfetmek için…Hepimizin içindekiler farklı ama mutluluk adına hissettirdikleri hep aynıdır. Hayatı sevip onu solumak ve ona dokunmak öyle güzel ki... Fazlasını istemek ve elde edememek üzebilir. Yapabileceklerinize elinizi uzatın ve dediğim gibi fark etmeyi de unutmayın…


Jülide UNUTUR

julide@alaca.biz

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

BOZCAADA

11/11/2009 · Kategori: YANSIMALAR


Bozcaada kalesi

Feribotla adaya yaklaşırken dikkatinizi ilk çekecek olan Bozcaada kalesi olacaktır.Görkemli kalenin dış görünümünün zenginliğinin yanında içerisinde ki değerli tarihi kalıntılar da ilginizi çekecektir. 

 

 

Polente Feneri

İşte adanın en göz alıcı tepesi ve işte alabildiğine rüzgar..Kollarınızı

açın ve rüzgarı hissedin.. Ege denizinin ihtişamına, rüzgar gülleri ve terk edilmiş Polente

fenerinin seyrine kendinizi bırakın…

Rüzgar gülleri

Dev kanatlarıyla rüzgara meydan okuyor ve sanki size bir şeyler fısıldıyor.Enerjisi sizinde

içinizi saracak…

Günbatımı

Rüzgar güllerinin ardında saklı göz kamaştırıcı günbatımları adanın batı  ucunda sizi bekliyor.Adanın lezzetli şaraplarından ( şarap fabrikalarını da görmenizi tavsiye ederim ) birini alıp günbatımına karşı anın tadını çıkarın..Ömer Hayyam nede güzel söylemiş;

“Su gibi aksın şarap…Ateş gibi yaksın damarlarımı! Köpürsün başımda! Hiçbir şey duymak istemiyorum.Çünkü her söz yalan! Kadehler konuşsun sadece. Gençlik uçup savrulmadan!”

Akvaryum koyu

Masmavi denizi , incecik kumu ve yeşiliyle sizlere doğanın güzelliklerini sunacak olan 

Akvaryum koyunda hem yüzebilir hem de etrafındaki kayalıklarda kısa bir yürüyüş

yapabilirsiniz..

 

Ayazma plajı

Güzelliğiyle büyüleyen adanın bir başka köşesi daha…İncecik kumu ve uzunluğuyla adanın   tek plajı da denilebilir..Ayazma plajı sizi kendine aşık ediyor tıpkı adanın kendisi gibi sizi içine çekiyor bırakmak istemezcesine..



Jülide UNUTUR
julide@alaca.biz
 

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

« Önceki ::